Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme

Yenidoğan ve süt çocukluğu dönemi

Bebeklerin sağlıklı bir şekilde doğması annenin yeterli ve dengeli bir şekilde beslenmesi ile mümkündür. Gebelikte artan enerji ve protein ihtiyacının karşılanamaması sonucu annede ağırlık alımında düşüklük, kansızlık, diş çürükleri, kemik erimesi (osteomalazi), ödem ve yüksek tansiyon görülür. Emziren bir annenin de kendi fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayacak, vücuttaki besin yedeğini dengede tutarak salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini alması gerekmektedir. Annenin salgıladığı süt, aldığı besinlerin bir ürünüdür. Gebe kadınlara folik asit ve demir desteği yapılmalıdır.

Bebek doğar doğmaz ilk bir saat içinde anne göğsüne koyularak emzirilmeleri sağlanmalıdır. Böylece bebeğin kendisini hastalıklardan koruyacak kolostrumu (ağız) alması sağlanır. Bununla birlikte ülkemizde bebeklerimizin sadece yarısı ilk bir saat içinde emzirilmektedir. Bebeklerimizin sadece % 85´i ilk gün anne sütü almaktadır. Bu nedenle hastanelerimizin tamamının "Bebek Dostu Hastane" olması, anne ve bebeklerin 24 saat aynı odada tutularak emzirilmelerinin teşvik edilmesi gerekmektedir.

SAĞLIKLI BESLENMENİN 10 ALTIN KURALI

Sağlıklı beslenmek için 10 temel altın kural vardır. Sağlıklı beslenmek için bilinmesi gereken bilgiler sadeleştirilerek bu altın kurallar belirlenmiştir. Haberin devamında sağlıklı beslenmek için altın kuralları bulabilirsiniz.

1. Tüketilen gıdaların çeşitlilik açısından zengin olması

· Tek taraflı beslenme yemekte alınan hazzı ortadan kaldırdığı gibi ayrıca yemeğe karşı olumsuzluk geliştirir. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemli koşulu tek taraflı beslenmemekten geçer. Değişik gıdaların damak tadını yaşamanın ayrıca bir haz verdiğinizde bilmemiz gerekir.

· Tabiatın bize sunmuş olduğu taze ve çok çeşitliliği ; meyve, sebze, ekmek, süt ve süt ürünlerinin örneğinde olduğu gibi tüketmeniz sizi daha dinç ve dinamik kılacaktır.

Dengeli Beslenme

Yemeklerde besin çeşitliliğinin sağlanması temel beslenme ve enerji gereksinimini karşılamaya yeter. Üçüncü Dünya ülkeleri bir yana bırakılsa bile, Batı ülkeleri ve Türkiye' de de yetersiz beslenme olgusu küçümsenmemelidir. Ama bu ülkelerde daha çok aşırı beslenme sorunları yaygınlaşmaktadır. Gerekli olandan çok yeme eğilimiyle birlikte bazı besin türlerini göz ardı ederek yalnızca belirli besinlere, özellikle yağ ve proteinlere ağırlık verilmesi dengesiz beslenmeye yol açmaktadır. Bu d çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur.

Balık yağı mı Omega-3 mü?

Omega-3 yağlarının bazı balıklarda yüksek oranda bulunması, balığa ve balık yağına ilgiyi artırdı.

Çocukluğumuzda ağır kokusu nedeniyle zorla içtiğimiz balık yağı, Omega-3 yağ asitlerinin kalp ve beyin sağlığını koruduğu anlaşılınca neredeyse bir ilaç kadar popüler hale geldi!

Omega-3 yağları balıkta da, balık yağında da var. Hatta isterseniz bu yağları EPA + DHA karışımı Omega-3 kapsülleriyle doğrudan kazanmanız bile mümkün. Bize sorarsanız en doğru yol balığın kendini yemek gibi görünüyor. En iyisi balık yemek! Eğer Omega-3 yağlarını doğrudan balık yiyerek kazanırsanız, biyolojik yararları daha fazla oluyor. Bizde uskumru, lüfer, hamsi hatta soğuk sularda yetişen alabalıklar iyi birer Omega-3 kaynağı gibi görünüyor.

Fazla kan yağları hızlı ve kötü yaşlandırır

Kan yağları denince "iyi" (HDL) ve "kötü" (LDL) kolesterol ile "trigliserid"i hatırlamalısınız. Bu maddelerin kan seviyelerinin belirli hudutlar içinde kalması gerekir.

Kan yağlarınızda bir dengesizlik varsa kalp krizi veya inme riskiniz artar, damarlarınız daha erken yaşlanır. Siz de beklenenden daha hızlı ve daha kötü yaşlanırsınız. Klinik çalışmalar, toplum sağlığı araştırmaları ve laboratuvar incelemeleri, kan yağlarındaki dengesizliğin, damar sertliğinin oluşması ve bununla ilişkili sağlık sorunlarının ortaya çıkışındaki merkezi rolü destekliyor.

KAN yağları dengesizliğinin birbirinden farklı tipleri var: Kötü kolesterol LDL'nin fazlalığı, iyi kolesterol HDL'nin düşüklüğü, trigliserit seviyelerinin çok fazla yükselmesi, kan yağlarında bir dengesizliğin olduğunu gösteriyor. Bu durumda kullanılan genel tıbbi tanım "dislipidemi" adını alıyor.

Lokum gibi...

Lokum; bir fincan köpüklü Türk kahvesiyle,geleneksel ikramlarımızdan...

Yaşamda Lokum

Lokum... Söylendiğinde insanın suratında tatlı bir tebessüm çıkmasına neden olan, bazen sevdiğimiz/hoşlandığımız kişi, ve eşyalarla benzeştirdiğimiz, Eurovison'da şarkısı ile temsil edildiğimiz, bir damat adayının muhtemel gelin ailesinin evine, elinde bir kutu dolusuyla ilk gidişinde, bazense bir cerrahımızın dünya tıp literatürüne geçirdiği ünlü bir estetik cerrahi tekniği, iki dudak hareketi arasına saklanmış o sihirli sözcük: Lokum... Üstelik rüya yorumlarında bile geçiyor. Rüyasında lokum yediğini gören kısa sürede sevinçli bir haber alır, bir paket alanın istediği gibi bir hayatı olur, ikram eden kimse ise başkalarını sevindirir. Neden ona 'boğaz rahatlatan' dendiğine hiçte şaşırmamak gerek. Bir nevi ilaç gibi.

Lokum, ağız rahatlatan tatlı

“…Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum,/ Mendilimin içine de lokum doldurdum./ Kâtibimi arar iken yanımda buldum…”

Lokumun Osmanlıca rahat ul-hulküm yani boğaz rahatlatan kelimesinden türediği rivayet edilir. 15. yüzyıldan beri Anadolu’da bilinmekle birlikte, özellikle 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaygınlaşan lokum, Avrupa’da bir İngiliz seyyah vasıtasıyla ‘Turkish Delight’ adıyla 18. yüzyılda tanınmaya başlamıştır. Lokumun ilk üreticilerinden sayılan Hacı Bekir Efendi 1777 senesinde Kastamonu’dan İstanbul’a gelerek Bahçekapı’da açtığı ufak bir dükkânda lokum vb. gıda maddelerini üretmeye başlamıştır. İki asırdan bu yana lokum üretimini başarıyla gerçekleştiren Hacı Bekir devrin padişahı tarafından da Nişan-ı Ali Osmanî ile taltif edilmiş ve sarayın şekercibaşısı olarak hizmet etmiştir. Daha önceleri bal ya da pekmez ve un bileşimi ile yapılan lokumun 17. yüzyılda ‘kelle şekeri’ olarak bilinen rafine şeker ile özellikle nişastanın bulunup ülkeye getirilmesiyle yapımı ve lezzeti de değişmiştir. Günümüzde Hacı Bekir, Hafız Mustafa, Cemilzade gibi yüzyılı aşkın bir süredir lokum ve şekerleme üzerine hizmet veren halen birkaç yer mevcuttur.

Lokum Bizimdir Bizim Kalacak!

Daha önce baklavayı Rum tatlısı olarak AB'ye götüren Kuzey Kıbrıs Rumları, şimdi de dansözlerimizin bile yurt dışında "Turkish Delight" adıyla piyasa yaptığı geleneksel bir tatlımız olan lokumu "Kıbrıs Lokumu" adıyla tescil ettirmiş. Bu şu demek oluyor, bundan sonra Avrupa Birliği ülkelerine ihraç edilecek lokumlarımız için Kıbrıs Rumlarından izin alınmak zorundayız.

Lokumdu, baklavaydı falandı filandı derken her şey bizim mantığıyla yaşayan Yunanlı'lardan pek yakında "bağlama bizim çalgımız", "Kız Kulesi'ni biz yaptık", "Atatürk de bizdendi", "Fatih 7. kuşaktan dedemiz olur" çıkışlarını yapmalarını da bekliyorum.

Bakanlıktan beslenme uyarısı

Sağlık Bakanlığı Kurban Bayramı öncesi vatandaşları beslenme konusunda uyardı.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada Kurban Bayramı’nda şeker ve şekerli besin tüketiminin yanı sıra et tüketiminin de arttığına işaret edilerek özellikle şişmanlık yüksek tansiyon kalp-damar mide ve şeker hastalığı olan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiği bildirildi.

Etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi ve tüketilmesinin ’sağlıklı beslenme’ açısından önemli olduğu vurgulanan açıklamada şu uyarılarda bulunuldu:

Türk lokumu İngiliz gazetesinde

İngiltere’de yayımlanan The Independent gazetesi, 5 Aralık tarihli sayısının manşetinde Türk lokumunun yıldızının parlayışına yer verdi.

İngiltere’de yayımlanan The Independent gazetesi, 5 Aralık tarihli sayısının manşetinde Türk lokumunun yıldızının parlayışına yer verdi.

Türk lokumunun tarihini anlatırken, 300 yıl öncesine dönen gazete, Sultan Hamid’in, 4 eşi ve haremindeki yüzlerce cariyesini Topkapı Sarayı’nın büyük kapılarının ardında mutlu bir hayata kavuşturabilmek için tatlı bir formülün geliştirilmesi emrini verdiğini kaydetti.

The Independent gazetesi, bugün Türk lokumu adıyla bilinen ve her geçen gün bütün dünyada daha çok tüketilen tatlının böylece ortaya çıktığını, Noel döneminde İngiltere’de gösterime girecek CS Lewis’in “The Cronicles of Narnia” ile lokumun namının da artmasının beklendiğini belirtti.

İçerik yayınları

Anket

Günde kaç öğün yemek yiyorsunuz?: